Nasıl Bir toplumsal Mutabakat Arıyorsunuz?

Bilindiği gibi başörtüsü konusu, uzun yıllardır ülkemizde gündemden hiç düşmeyen -ya da düşürülmeyen- bir mesele olarak varlığını koruyor.
Sahip oldukları ideolojileri ya da dünya görüşleri birbirinden çok çok uzak gibi görünen farklı kesimler, bu konudan nemalanmaya devam ediyorlar. Ülkemiz bir seçim sathına girse veya devasa sorunlarımız yöneticilerimizi köşeye sıkıştırmaya başlasa ya da siyasilerimizin bir takım hedeflerini gerçekleştirme arzuları depreşse; başörtüsü konusu ısıtılıp tekrar toplumun önüne konuyor.
Dedim ya bu konudan farklı kesimler nasipleniyor diye...
Bir tarafta; demokrasi adına ortaya çıkarak güya masum ve gerçekci söylemlerle başörtüsü nezdinde din düşmanlıklarını kusanlar; diğer yanda ise insanımızın inancına olan samimi sadakatini istismar ederek, başörtüsü meselesi üzerinden siyasi rant elde etmeye çalışanlar. İşte bu iki taraf için de “Başörtüsü Meselesi” asla çözülmemesi gereken önemli bir politik araçtır, bulunmaz siyasi bir kozdur. Ve bu siyasiler politik manevralarında en etkili restleşme aracı olarak başörtüsünü dillerinden düşürmezler. Çünkü onlar biliyor ki, Türk toplumu inancı söz konusu olduğunda, çok fazla irdelemeye gerek duymadan refleks davranışlar ortaya koyabilen bir yapıya sahiptir.
İşte yıllardır toplumumuzun bu özelliği istismar edilmeye devam edilmektedir.
Son zamanlarda da siyasi gündemimiz yeniden başörtüsü meselesiyle ısınmaktadır. Gönül gözleri mühürlenmiş, inanç düşmanlarından bahsetmek bile istemiyorum. Asıl dikkat çekmek istediğim husus, anayasayı bile değiştirebilecek çoğunluğa sahip olan iktidar partisinin bu konudaki vurdumduymazlığıdır. Ki, tüm kamuoyunun şahit olduğu gibi, şu an hükümet partisi içerisinde siyaset yapanların ekseriyeti, yıllardır başörtüsü konusunu siyasi propagandalarının eksenine yerleştirmiş kimselerdir. Ve hatta AKP’nin 2002 seçimleri öncesi taahhütleri içerisinde de bu  sorunun halledileceği propagandası ön sıralarda dile getirilmişti. Ancak hükümet olalı neredeyse üç yıl oldu ama AKP’nin bu konuda en ufak bir girişimi olmadı. Hatta konuyu gündeme getirenleri de paylamaktan geri durmadılar. Nitekim AKP Tokat milletvekili Resul Tosun meclis grup toplantısında “Hükümet olalı iki üç yıl oldu niye türbanla ilgili bir şey yapılmıyor, verilen sözler var” diye sorduğunda sayın başbakan Recep Erdoğan tarafından “Dolduruşa gelmekle” itham edildi.
Sayın Başbakan konuyla ilgili konuşmasında da henüz toplumsal mutabakatın sağlanmadığını ve bu sorunun çözümü için zaman gerektiğini belirtiyor. Bu millet sizi ezici bir çoğunlukla iktidara taşıdı. Anayasayı bile değiştirebilecek bir sayı ile meclise soktu. İcraanın tüm organlarını emrinize verdi. Görüyoruz ki, siz toplumun büyük kesimi tarafından tasvip edilmeyen konularda bile istediğiniz zaman yasaları çıkarıyor ve uyguluyorsunuz. Peki başörtüsü sorununun çözümü için neden bugüne kadar hiçbir girişimde bulunmadınız. Acaba milletin sizi güçlü bir şekilde iktidara getirmekten başka, size verebileceği başka ne tür demokratik bir destek olabilir?
Size çağrıda bulunuyoruz; bir referandum yapın. Toplum başörtüsü konusunda ne düşünüyor. Ve referandum öncesi de yüzde doksan oranında destek çıkarsa hemen problemi çözeceğinize dair söz verin. İşte size olmadığını iddia ettiğiniz toplumsal mutabakatın en somut göstergesi.
Ayrıca AKP çevreleri türban konusunda kurumlar arasında mutabakat olmadığı(Cumhurbaşkanlığı makamı kastediliyor) dolayısıyla çözümsüzlüğün aşılamadığı; 2007 yılında ancak bu konuda bir açılım sağlanabileceği seslendiriyor. Yani bizden birini(!) Cumhurbaşkanı yaparsak sorunu ortadan kaldıracağız demeye getiriyorlar. Siyaset alış veriş midir ki? Bu yaklaşım doğrusu siyasi etik ile bağdaşmamaktadır. Eğer iddialarınızda samimiyseniz, yapın yasal düzenlemeleri, bırakın birileri veto etsin. En azından millet sizin bu konudaki samimiyetinizi anlamış olsun.
Meydanlarda farklı konuşup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki Leyla Şahin davasının savunmasında farklı konuşacaksınız. Sonra eleştirilince “Efendim oradaki Türk Hükümetinin görüşüdür” diyeceksiniz. Sanki Türk hükümetini AKP değil de bir başka parti yönetiyormuş gibi!
Güler misin, ağlar mısın?
Ne diyelim; size iyi mutabakatlar!
 
TALİP GEYLAN