ANADOLU LİSESİ ÖĞRETMENLERİNİN MAĞDURİYETİ GİDERİLMELİDİR
Milli Eğitim Bakanlığı 2005 yılında, 23 ağustos 2005 tarih,51735 sayılı,2005/73 No’lu, Anadolu Liselerine Öğretmen Seçimi konulu bir genelge yayınladı. 2005 yılında,350 Genel Lise Anadolu Lisesine dönüştürüldü.

Anadolu Lisesine dönüştürülen,350 Genel Lise’de görevli on binlerce Öğretmen bir anda norm dışı bırakıldı.. Norm dışı olan Öğretmenler, uzun yıllardır görev yaptıkları okullardan koparıldılar. O yıllarda büyük mağduriyetler yaşandı. İstemedikleri okullara atamaları yapıldı.

2005 yılını bir hatırlayalım. O günleri hemen unutmayalım. Bugün ki, tablonun daha fazlası mağduriyet, o günlerde yaşandı. Mağdur olan öğretmenlerimiz, Sendikaları göreve davet ederek, kendilerine sahip çıkılmasını istediler. Ogünlerde öğretmenler, kendi istekleri ile, aileleriyle birlikte il değiştirerek buralara geldiklerini, çocukları olan aileler, görev yaptıkları okullara çocuklarının nakillerini aldırdıklarını, yerleşik bir düzenleri olduğunu,2004,2005 yıllarında bu okullarda atandıklarını, hiç beklemedikleri bir anda okullarının Anadolu Lisesine dönüştürülerek, kendilerinin norm dışına çıkarılmış olduklarını kabul etmediklerini, bunu kabullenemeyeceklerini ifade etmişlerdi. Bu kabullenmeyiş sesleri hala kulaklarımda çınlıyor. Bunları unutamayız. Türk Eğitim Sen, duyarlı ve sorumlu bir sendikadır. Haktan yanadır, haklıdan yanadır. Türk Eğitim Sen nerede bir haksız uygulama görmüşse, kanunların elverdiği ölçülerde yapanlardan hesap sormuştur. Türk Eğitim Sen, hak etmeyenlere,”Sendikamıza üye olursanız, seni idareci yaparız ”diyen seviyesizliğinin yerine, Yönetici atamalarında, kariyer, liyakat, başarı esaslarının öne çıkarıldığı, yönetici atama yönetmeliğinden yana olmuştur. Bu anlamda yönetici atama yönetmeliğini dört kez dava etmişiz. Sonuçta; Milli Eğitim Bakanlığı, adil bir yönetmelik çıkarılması için bir çalışma başlatmıştır. Bu Türk Eğitim Sen’in başarısıdır. Dileriz tüm kesimlerin arzu ettiği bir yönetmelik çıkarılır. Bir senedir Milli Eğitim Bakanlığının Yönetici atama yönetmeliğinin olmaması eğitimi içinden çıkılmaz bir noktaya getirmiştir. Uygun görmediğimiz bir yönetmelik olması halinde bu yönetmelikte yargıya taşınacaktır. Ta ki, doğru bulunana kadar, bu mücadele sürecektir.

2005 Yılında da aynı anlayışla hareket ettik. Türk Eğitim-Sen olarak, norm dışı bırakılan öğretmenlerin Anadolu Lisesi kadrosuna öncelikli olarak atanması düşüncesiyle 2005/73 sayılı genelgenin iptali için konuyu Danıştay’a taşıdık.

Türk Eğitim-Sen dışındaki bir sendika ise, 2005/73 sayılı genelgeyle atamalarda değerlendirme işlemlerinde objektif olmayan kriterler belirterek dava açılmıştır.

Danıştay İkinci dairesi açılan bu dava dosyalarını birleştirerek, başvuruları tek dosya haline getirerek, 10.04.2006 gün ve Esas 2005/2651 sayılı kararla genelgenin önce yürütmesinin durdurulmasına, daha sonra da iptaline karar vermiştir. Bu karar 11.05.2006 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı’na tebliğ edilmiştir.

2005/73 Sayılı Genelge’nin iptali, bu genelgeye göre atanan öğretmenlerin, atamalarının iptali anlamına gelmez. Eğitim-Sen (KESK) yürütmeyi durdurma kararını ortaya koyarak 205/73 sayılı genelge ile yapılan atamaların geri alınması için Mili Eğitim Bakanlığı’na 29.06.2006 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Milli Eğitim Bakanlığı bu başvuruyu ret etmiştir.

Bunun üzerine Eğitim-Sen(KESK) 29.08.2006 tarihinde, 2005/73 sayılı genelgeye göre, Anadolu Liselerine atanan öğretmen atamalarının geri alınmasına ilişkin uygulamanın iptaline ve yürütmenin durdurulması isteminde bulunmuştur. Danıştay talep doğrultusunda, Danıştay 2. Dairesi 05.06.2007 ve 2005/2651 Esas ve 2007/2508 karar’la genelgenin önce yürütmesinin durdurulmasına ve sonrasında iptaline karar vermiştir. Yani ikinci kararla Anadolu Lisesine atanan öğretmenlerin işlemlerinin iptali kararı verilmiş oldu.

Yaşanılan mağduriyetlerde Türk Eğitim-Sen olarak, herhangi bir rolümüz olmamıştır. Dilekçemiz ortadadır. Hal böyleyken bu konuda sessiz kalan, hükümetin her uygulamasına “EVET” diyen teslimiyetçi bir anlayışı benimseyen, Sendika’nın hezeyanlarına ne demeli.”Haksızlıklar karşısında susan, sağır, dilsiz ve şeytandır” anlayışı gereği olarak, ne yapmışlardır. Hangi haksızlığa karşı tepki göstermişlerdir. Hangi hukuk dışı uygulamaları yargıya taşımışlardır. Bolca haksızlık yapmışlardır. İnsanları kandırma yolunu seçmişler, yalan beyanda bulunmuşlar, insanlarımıza atama sözü, yöneticilik sözü vermişlerdir. Haksızlığa karşı tepki göstermekten yoksun olan, inanç yoksunu şahsiyetler olumlu bir uygulama ortaya koyamadıklarından dolayıdır ki, oraya buraya saldırarak, birilerini suçlamışlardır. Sendikacılık görevini yerine getiremediklerinden dolayı da olayları çarpıtarak, Türk Eğitim Sen’i, Anadolu Lisesi öğretmenlerini mağdur etmekle suçlamışlar. Bunlar ne yaparlar. Sendikacılık yapmazlar, yani çalışanların özlük haklarıymış, haksızlıklar yapılıyormuş, bunları fazla ilgilendirmez, bunları ne ilgilendirir. Ne yaparlar, ne isterler,”Türküm, doğruyum…”diye başlayan, İlköğretimlerde çocuklarımızın seslendirdiği, “Andımızın” kaldırılmasını isterler. Daha ne yaparlar, Yöresel dil ve lehçelerin seçmeli ders olarak okutulmasını isterler. Bunların sendikacılık anlayışı da bu olsa gerek. İçlerinde sağduyu sahibi, ülke sevdalısı insanlar, sendika başkanlarının bu açıklamalarını içine sindiremediklerinden olsa gerek ki, Bu sendika üyeleri öbek, öbek istifa etmektedirler. Bunu kabullenemeyen sendikanın yöneticilerinden bazıları, oraya buraya saldırmaya başladı. Eğitim çalışanlarını bugüne kadar, atamayla, yönetici vaatleriyle kandıranlar, Yönetici atama yönetmeliği çıktığı zaman, bunlar nasıl bir sendikacılık yapacaklar, doğrusu bilmek isterim. Darphaneleri varsa altın basıp dağıtırlar, buna inanan insanları bulabilirlerse.
Yeniden Anadolu Liseleri konusuna dönecek olursak, Anadolu Liselerinde yaşanan tüm bu olayların, bu noktaya gelmesine sebep, tek suçlu varsa o da Milli Eğitim Bakanlığı’dır. Bu anlamda sendikaları suçlamaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Öğretmenlerimizi mağdur eden, Milli Eğitim Bakanlığıdır. Tüm bu yaşanan olumsuzlukları düzeltecek, mağduriyetleri gidermesi gereken yerde Milli Eğitim Bakanlığıdır. Milli Eğitim Bakanlığı yükselen feryatları duymak zorundadır.

Milli Eğitim Bakanlığınca, 2006 yılında Danıştay kararı dikkate alınarak, hemen bir düzenleme yapılarak mağduriyetler giderilebilirdi. Yapılmadı. Üç yıla yaklaşan bir süredir bu okullarda çalışıp hizmet vermiş öğretmenler şimdi görev yerlerinden koparılıyor.

Belirsizlik devam ediyor. Ne olacak bu öğretmenlerin hali. Öğretmenlerin motivasyonu bozuldu, çalışma şevkleri kırıldı. Yaşanan bu kargaşa eğitimi de olumsuz etkiledi. İllerde farklı, farklı uygulamalar da can sıkmaya başladı. Bir kısım illerde kararnameler tebliğ edilirken, bazı illerde listeler gösterilerek, atamaların iptal edildiği söylenmektedir. Yine bazı illerde öğretmenlerin talepleri, Bakanlık açıklaması dikkate alınmadan, atamaların değişik yerlere yapıldığını öğreniyoruz. (Kırşehir)

Sinirler iyiden iyiye gerilmeye başladı. Sayın Bakanın “Biz öğretmenlerimizi mağdur etmeyiz, onları öğretmenlikten alacak halimiz yoktur. Ha, Anadolu Lisesinde görev yapmışlar, ha Genel Lisede ne fark eder, Onlar yine öğretmendir” açıklaması sinirleri iyice germiştir.

Bakanlık 2006 yılında Anadolu Liselerine öğretmen alımıyla ilgili sınav yaptı. 2005/73 sayılı Genelge ile atanan öğretmenler sınavlara müracaat edince, “siz zaten Anadolu Lisesi Öğretmenisiniz” denilerek başvuruları kabul edilmedi.

Sınav sonuçlarına göre bir kez de hizmet puanına göre (2008 yılında) Anadolu Liselerine öğretmen atamaları yapıldı. Mağdur Öğretmenlerimizin, il içi atama talepleri, “Haklarında Mahkeme kararı vardır “denilerek, istekleri yerine getirilmedi.

Danıştay’ın verdiği kararı mademki, uygulayacaktınız, neden bugüne kadar uygulamadınız. Bu öğretmenlerin sınavlara girmesini niçin engellediniz.

Şimdi öğretmenler soruyor Biz ne olacağız? Bizleri eski okullarımıza da vermiyorlar. Bakanlığın yanlışının faturasını biz mi ödeyeceğiz, diyorlar. “Bizlerin de aileleri, çoluk çocukları var. Kimimiz atandığımız okula göre ilçe, ev değiştirdik, çocuklarımızı ona göre okullara kaydettirdik. Şimdi kafalarımız karışık ne olacağımızı bilemiyoruz. Bizim psikolojimiz bozuldu, bu psikolojiyle nasıl eğitim öğretimi sürdürdüğümüzü soran yok” diye feryat ediyorlar. 3 yıla yakın bir süredir Anadolu Liselerinde görev yapan öğretmenlerin bütün hakları ellerinden alınarak il emrine verildi ve akıbetlerinin ne olacağı belli değil.

Bu karmaşa bir an önce sona erdirilmeli ve haksızlığa uğrayan öğretmenler daha önce Anadolu Lisesinde görev yaptıkları için bu durum onlar için kazanılmış hak olarak değerlendirilmelidir. Bu Öğretmenlerimiz üç yıla yakın bir süredir bu okullarda görev yapmış öğretmenlerdir. Bu Öğretmenlerimiz, bu okullarda derslere girmişler, ders anlatmışlar, not vermişler, öğrenci mezun etmişlerdir. Bu Öğretmenleri buralarda çalışmamış öğretmen kabul etmek demek, bu uygulamaları da yok saymak demektir.

2005/73 sayılı genelgeyle Anadolu Liselerine atanan öğretmenlerden önce, 2000-2005 yılları arasında birçok öğretmen sınav yapılmadan hizmet puanı esas alınarak Anadolu Lisesine tayin edilmiştir.2000-2005 yılları arasında, Önceden atanmış olanlar,2005 yılında atanıp mağdur olan öğretmenlerimiz görevlerini başarı ile yürüten, kendilerine son derece güvenen öğretmenlerimizdir. Kendilerine güvenleri olmasaydı, Anadolu Liselerine atama talebinde bulunmazlardı.

2005/73 Sayılı Genelge ile Anadolu Liselerine atanan, öğretmenlerin yaşanan mağduriyetlerine son verilmeli ve bundan böyle çalışanların mağdur edilmemesi için önceden tedbirler alınmalıdır.

Milli Eğitim bakanlığınca mağdur edilen öğretmenlerimiz için ne düşünülüyorsa her şey açıkça söylenmeli. Belirsizliğe son verilmelidir.