TEZEK İSTEYENLERE DE CEZA VERİLECEK Mİ?

Tezeğin çok az da olsa hala bazı köy okullarında yakacak olarak kullanıldığı bilinmektedir. Genelde birleştirilmiş sınıflı köy okullarında,  kömür yoksa ve yakacak malzemesi de Milli Eğitim Müdürlüklerince gönderilmiyorsa öğretmen ne yapacak?

Öğrencilerden okula gelirken tezek isteyecektir.

Okul ihtiyaçlarını bağış yoluyla karşılayanlara soruşturma açıldığına göre, öğretmenlerin bu davranışı da suç teşkil eder mi, bilemem.  Öğretmen soğuk havalarda yakacak malzemesi olan tezeği istemese çocuklar üşüyecek, hasta olacaklar; dolayısıyla derste yapamayacaklardır.

Tüm bunlara rağmen sınıfı ısıtma niyeti ile öğrencisini düşünüp “tezek” isteyen öğretmenlerde soruşturma geçirirseler şaşırmamak lazım.

Her evin, her iş yerinin, bakanlık binalarının, kurumların, özel okulların, dershanelerin genel giderleri olduğu gibi her okulun da zorunlu giderleri vardır. Okulların genel giderleri fiziki yapıya, öğrenci mevcuduna göre farklılık arz edebilir.  İçinde yüzlerce, binlerce öğrencinin eğitim, öğretim yaptığı okullarda her şeyden önce temizlik önemlidir. Temizlik malzemelerinin miktarını, çeşitlerini artık hesaplayın. Temizliği kim yapacak? Bunun için de personel gerekiyor. Yeterli personel yoksa ne olacak? Elbette ücret karşılığı çalıştıracağınız eleman bulacaksınız. Bunların maaşı, SSK primleri ve vergilerini kim ödeyecek?  Bakanlık ödemediğine göre, tabii ki okul aile birliği ödeyecektir.

Başka nelere ihtiyaç vardır.  Okulların ihtiyaçları saymakla bitmez ama; bazılarını sıralayalım…

·         Elektrik, su, ısınma tesisatı, bakım, onarım giderleri,

·         Elektronik malzemelerin bakım, onarım, yazılım güncelleme giderleri,

·         Kırtasiye giderleri, sınav kâğıdı çıktısı ve fotokopi hizmetleri,

·         Dosyalama giderleri,

·         Eğitim öğretim hizmetlerini yürütmek için kullanılan; projeksiyon, akıllı tahta, bilgisayar, yazıcı, tarayıcı, kağıt... vb. sarf malzemeleri,

·         Dersliklerin eğitim öğretime hazırlanması için boya-badana bakım giderleri, öğrenci sıralarının yıllık bakımları, sınıf dolabı, her nevi eğitim-öğretim materyallerinin tedariki,

·         Öğrenci ve velilere yönelik iletişim (cep telefonu, sabit telefon) her nevi iletişim giderleri akla gelenlerdir.

Bu ihtiyaçları okullar nasıl, nereden karşılayacak? Tüm bu hizmetler Bakanlık para göndermediğinden dolayı okul aile birliklerinin velilerden aldıkları bağışlarla yerine getiriliyor.

Bakanlık özellikle ilköğretim okullarına ödenek göndermediğine göre, bağış almayın genelgeleri niçin yayınlanıyor? Bunları herkes bilmek zorundadır. Bakanlık bağış almayın derken okulların ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı da açıklamalıdır.

Okul ihtiyaçları kim tarafından karşılanacaktır. Buna dair yazılı kayıtlara baktığımızda; İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi (26.maddesi), Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları sözleşmesi  (28 maddesi), Milli Eğitim Temel Kanunu (8.16.22 maddeler) İlköğretim ve Eğitim Kanunu (madde 2) ve Anayasanın 42 maddesi olan, “İlköğretim, kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır.”

İlköğretim, ilköğrenim kurumlarında verilir; öğrenim çağında bulunan kız ve erkek çocuklar için mecburi, devlet okullarında parasızdır.”denilmektedir. Buradan anlaşılan, okulların tüm giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğidir. Maalesef ülkenin yönetiminden sorumlu olanlar yazılı metinlerde bulunan sorumluluklarını yerine getirmediklerinden olsa gerek ki; okullarımızda her kayıt döneminde “kayıt parası” konusu tartışma meselesi olmuştur.

Bugüne kadar Milli Eğitim Bakanları her öğrenci kayıt döneminde , “Kayıt parası ve zoraki bağış” alınmayacağına dair genelge ve açıklamalar yapmışlardır. Bu sene kayıt döneminde yayınlanan genelge öncekilere göre daha farklı olmuştur. 20.07.2011 Tarih ve 2011/40 sayılı Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER imzalı genelgede;

”1-Gerek merkezi sistemle gerekse sınavsız öğrenci alan Bakanlığımıza bağlı her tür ve düzeydeki resmi eğitim-öğretim kurumlarına öğrenci kayıt kabullerinde ve diploma verirken kesinlikle bağış talep edilmeyecektir.

2-Bu dönemlerde; okul-aile birlikleri temsilcileri, öğrenci velileri ile bağış yapılması amacıyla karşı karşıya getirilmeyecek, öğrenci kayıt-kabulü ve diploma verilmesi karşılığında okul-aile birlikleri hesabına para yatırılması gibi bir durum söz konusu olmayacaktır.” denilerek kesinlikle bağış alınmayacağı açıkça belirtilmiştir. Bakanlık böylesi bir genelgeyi yayınlarken, okulların ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağına dair bir çözümü ise ortaya koymamıştır. Durum böyle olunca geçmişte olduğu gibi bu kayıt döneminde de okul koruma dernekleri, okul-aile birlikleri aracılığı ile öğrenci velilerinden okul ihtiyaçlarını karşılamak için bağış alınmıştır.

Bakanlık, “yayınladığımız genelgeye uyulmadı” diyerek, 20.09.2011 tarihli Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER imzalı bir yazı daha düzenleyerek ilgililer hakkında soruşturma yapılması talimatını tüm il valiliklerine göndermiştir. İl valilikleri yazı gereği tüm okullarda soruşturmaları başlatmıştır. Okullarımızın eğitim öğretime hangi şartlarla nasıl başladığı düşünülmeden il valiliklerine, ilgililer hakkında soruşturma yapılsın emri vermesi herkesi üzmüştür. Alınan bağışlar makbuz karşılığında yapılmış, yapılan harcamaların da belgeleri varsa neyin soruşturması yapılıyor? Yapılan soruşturmalar okul aile birliklerinin görevlerine de müdahaledir. Tüm illerde yürütülen soruşturmalar okul aile birlikleri dâhil, yöneticileri incitmiştir. Moral ve motivasyonlarını bozmuştur. Milli Eğitim Bakanlığının okul giderlerini karşılama konusunda bir yol göstermeden soruşturma başlatmış olması son derece yanlış olmuştur.  Soruşturmalar hemen durdurulmalıdır. Aksi takdirde Milli Eğitim Bakanlığı ne yaptığını bilmeyen, güven duyulmayan bir Bakanlık haline dönüşecektir. Bu davranış seçmene selamdan başka bir şey değildir. Popülist bir yaklaşımdır. Bu davranış okul yöneticileri ile vatandaşı karşı karşıya getirmiştir. Herkes görevinin gereğini yapmalıdır. Sayın Milli Eğitim Bakanı Ömer DİNÇER okulların genel giderlerinin nasıl karşılandığını bilmiyor olmalı ki, soruşturma yapılmasını istemiştir.

 

Özellikle İlköğretim okullarımızın ihtiyaçlarına karşılık 1 TL dahi ödenek verilmemektedir. Ortaöğretim kurumlarına gelen ödenek ise ancak okulların kömür ihtiyaçlarını karşılayabilmektedir. Okullarımızın çok sayıda malzemeye, temizlik işini yapacak personele, tamirat, tadilat için ödeneğe ihtiyacı vardır.

Okullarımızın giderlerini Bakanlık karşılamadığına göre kim karşılayacaktır?

Okul yöneticileri, yayınlanan genelgeler, sürdürülen soruşturmalarla adeta hırsızlıkla, emri yerine getirmemekle itham edilmektedirler. Okul yöneticilerimiz bunların hiç birisini hak etmemiştir. Görevleri olmamasına rağmen sağlıklı eğitim ortamlarının sağlanması için dilencilik yaparmışçasına okul ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Her türlü olumsuzluğa, yanlış yakıştırmalara rağmen görevlerinin başında olmuşlardır.

2011/40 sayılı Milli Eğitim Bakanlığı’nın öğrenci kayıtlarında bağış almayın genelgesi; bundan böyle velilerden kesinlikle para toplanmayacak, bağış alınmayacak, ihtiyaçlar Bakanlık tarafından karşılanacak anlamına geliyorsa buna itirazımız olmaz. Bu şekilde Sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmiş olursunuz. Türk Eğitim Sen olarak itirazımız, her türlü fedakârlığı yapan yöneticiler hakkında yürütülen haksız soruşturmalaradır. Bugüne kadar okul ihtiyaçlarının karşılanması konusunda eğitim çalışanlarının velilerle muhatap olmaları kesinlikle pedagojik olmamıştır. Okul idaresiyle veli arasında bazen öğretmenin de katıldığı tartışmalar, öğrencilerin üzerinde olumsuz etkiler bırakmıştır. Vatandaş devletine, yöneticisine, öğretmene güven duymaz duruma düşürülmüştür.

Bundan böyle eğitim yöneticilerimiz ve öğretmenlerimiz, Bakanlığın bu yaklaşımını da dikkate alarak para işine girmemelidir. Okul idarecileri dilencilikten, öğretmenler tahsildarlıktan kurtarılmalıdır. Okulların tüm ihtiyaçları, kurulacak bir komisyon marifeti ile belirlenmelidir. Buna göre; Milli Eğitim Müdürlükleri mali portrelerini çıkarmalı, illerinin bütçelerini Maliye Bakanlığı’na sunmalıdır. Maliye Bakanlığı tüm talepleri karşılamalıdır. Okullara gönderilen ödenekler için olumsuzluk yaşanmaması adına iyi bir denetim mekanizması kurulmalıdır.